Adli tatil uygulamasına son verilmeli

Leyla İLHAN

Daha İyi Yargı Derneği temsilcileri, 1 Eylül itibariyle başlayacak olan 2022-2023 adli yılı öncesi basın toplantısı düzenleyerek, yargı ve hukuk sistemine ilişkin tespit, eleştiri ve önerilerini açıkladı. Toplantıda adli tatil, israf olarak değerlendirildi ve bu uygulamaya son verilmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca Türkiye’nin çağdaş bir hukuk devleti, ileri bir demokrasi ve refah ülkesi haline getirmek için hukukla ilgili reformların acilen gerçekleştirilmesi gerektiği ifade edilirken, bunların gerçekleşmesiyle milli gelirin kolaylıkla 25-30 bin dolar seviyesine
geleceği belirtildi.

2022-2023 adli yılı öncesi düzenlenen basın toplantısında konuşan Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün, süresi ve zamanı ne olursa olsun, adli tatilin israf olduğunu söyleyerek, “Hukuk dünyamız 1 Eylül 2022 Perşembe, 43 günlük adli tatilin ardından 2022-2023 Adli Yılı’na başlayacak. Yürürlükteki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 102. maddesi uyarınca, ülkemizde yargı sistemi her yıl 20 Temmuz ile 31 Ağ ustos arasında tatile çıkar. 1 Eylül’de de yeni adli yıl baş lar. Yargı teşkilatının, içlerinden bir kısmını nöbetçi bırakıp topluca yaz tatiline çıkması ve bu dönem boyunca işlerin ertelenmesi, ülkenin en kritik kurumunun ve insan kaynağının israf edildiği aristokratik bir gelenektir” dedi. Öte yandan tatile gerekçe olan hakimlerin yıllık izin hakları, tayin olanların taşınması ve yeni görev yerlerine alışması, bütün sistemi toptan bir tatile çıkarmadan da sağlanabileceğini dile getiren Gün, bu nedenle adli tatil uygulamasına son verilmesi gerektiğini ifade etti.

“Adli yıl törenleri monolog olmamalı”

Öte yandan, adli yıl başlama törenlerinin, yargının sorunlarının, törenlere katılan yasama ve yürütme temsilcilerine iletilmesi imkânı sağlayan bir fırsata çevrilmesi gerektiğini dile getiren Gün şunları söyledi: “Bunun için adli yıl açılış törenleri, sadece Yargıtay Başkanı ile Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı’nın konuştuğu bir tür monolog olmaktan çıkarılıp, yargı sisteminin tüm paydaşlarının ve hizmetinin muhataplarının söz alabildiği bir “şûrâ”ya dönüştürülmeli.”

Mahkeme sayısı 2 bine indirilmeli

Türkiye’nin de ileri demokrasi seviyesine erişmesi, zengin potansiyelini refah artışına dönüştürülmesi, yargı sistemini etkin ve verimli çalışır, şeffaf, hesapverir ve tam bağımsızlığı hak eder hale getirmesiyle mümkün olduğunu anlatan Mehmet Gün, yeni bir adli yıla girerken yapılması gerekenleri şöyle ifade etti: “Yargı, en başta anayasal düzeni etkin olarak korumalı, anayasaya aykırılıklara asla geçit vermemeli. Uyuşmazlıkları davaya dönüşmeden uzlaştırmak, en karmaşık davaları en genç üç-dört ayda çözmek, uyuşmazlığın tarafları arasında dayanışma ve dostluğu yeniden tesis ederek toplumsal güveni ve hukuk güvenliğini pekiştirmek, yargının nihai hedefi olarak belirlenmeli. Yargı sistemi ‘kalkınma bölgeleri’ bazında yapılandırılıp, 7 bin civarındaki mahkeme sayısı 2 bin civarına indirilmeli. Hâkim ve savcılar da avukatlar ve noterler gibi kendi bağımsız meslek kuruluşlarına sahip olmalı.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.